Güncelleme: 23/10/2026
Bazı insanlar baş ağrılarının başladığı günü, hatta saati çok net hatırlar. Daha önce günlük baş ağrısı yokken ağrı bir gün aniden başlar, ilk 24 saat içinde sürekli hale gelir ve bir daha tamamen geçmez. Sabah ağrıyla uyanılır, gün boyunca devam eder ve ertesi gün yine oradadır. Bu tabloya Yeni Günlük Süreğen Baş Ağrısı adı verilir. İngilizce adı “New Daily Persistent Headache” dir.

Fotoğraf: Dilek Necioğlu Örken
Yeni günlük süreğen baş ağrısının en ayırt edici özelliği ağrının şiddeti veya başın hangi bölgesinde hissedildiği değildir. Asıl önemli özellik, başlangıcının belirgin biçimde hatırlanması ve ağrının başladığı andan itibaren günlük ve kesintisiz hale gelmesidir.
Bununla birlikte, aniden başlayıp sürekli hale gelen her baş ağrısı doğrudan yeni günlük süreğen baş ağrısı olarak kabul edilemez. Beyin omurilik sıvısı basıncı bozuklukları, toplardamar tıkanıklığı, damar hastalıkları ve başka ikincil nedenler dışlanmadan bu tanı konmamalıdır.
Yeni günlük süreğen baş ağrısı, başka bir nedenle açıklanamayan, başlangıcı açıkça hatırlanan ve ilk 24 saat içinde sürekli hale gelen bir baş ağrısı sendromudur. Kesin tanı için baş ağrısının üç aydan uzun süredir devam etmesi gerekir. Ağrı üç aydan kısa süredir mevcutsa ve diğer nedenler dışlanmışsa “olası yeni günlük süreğen baş ağrısı” tanımı kullanılabilir.
Yeni günlük süreğen baş ağrısı çoğunlukla daha önce düzenli baş ağrısı bulunmayan kişilerde ortaya çıkar. Ancak geçmişte seyrek migren veya gerilim tipi baş ağrısı yaşamış olmak tanıyı tamamen dışlamaz. Önemli olan, yeni ağrı başlamadan önce baş ağrılarının giderek sıklaşmamış olmasıdır.
Toplum çalışmalarına göre yeni günlük süreğen baş ağrısının görülme sıklığı yaklaşık % 0,03-0,1 arasındadır. Başka bir ifadeyle toplumda yaklaşık her 1000–3000 kişiden birinde görülebilir.
Ancak baş ağrısı kliniklerinde bu oran daha yüksektir. Yetişkin baş ağrısı kliniklerinde hastaların yüzde 2–11’inde, çocuk ve ergen baş ağrısı kliniklerinde ise yüzde 13–36’sında yeni günlük süreğen baş ağrısı tanımlanmıştır.
Başlangıç yaşı çoğunlukla ergenlik dönemi ile 50’li yaşlar arasındadır. Çalışmaların çoğunda kadınlarda erkeklere göre yaklaşık iki kat daha sık görüldüğü bildirilmiştir.
Bu hastalığı diğer kronik baş ağrılarından ayıran en önemli özellik başlangıç biçimidir. Hasta çoğu zaman ağrının başladığı günü veya en azından ayı hatırlar. Bir çalışmada hastaların yüzde 42’si ağrının başladığı günü tam olarak, yüzde 79’u ise başladığı ayı hatırlamıştır. Migren veya gerilim tipi baş ağrısı zaman içinde giderek sıklaşarak kronik hale gelebilir. Yeni günlük süreğen baş ağrısında ise böyle kademeli bir geçiş yoktur. Ağrı bir gün başlar ve çok kısa sürede günlük, sürekli bir ağrıya dönüşür. Bazı hastalar sabah herhangi bir ağrı olmadan uyanır ve gün içinde başlayan baş ağrısı bir daha tamamen geçmez. Bazıları ise bir enfeksiyon, ateşli hastalık veya stresli olay sırasında başlayan ağrının diğer belirtiler düzeldikten sonra da devam ettiğini belirtir.
Yeni günlük süreğen baş ağrısının herkeste aynı olan belirli bir ağrı özelliği yoktur. Ağrı, kronik migrene veya kronik gerilim tipi baş ağrısına benzeyebilir. Migrene benzediği durumlarda, ağrı zonklayıcı olabilir, aktivite ile artabilir ve ağrıya bulantı, ışık ve ses hassasiyeti eşlik edebilir. Bazı hastalarda dokunmayla ağrı hissedilmesi olarak tanımlanan allodini veya migren aurası görülebilir. Gerilim tipi baş ağrısına benzeyen durumlarda ise ağrı daha çok baskı veya sıkışma şeklinde hissedilebilir ve migrene özgü eşlikçi belirtiler daha az belirgin olabilir. Ağrı çoğunlukla iki taraflı ve süreklidir. Tek taraflı ağrı daha seyrektir. Bu nedenle sürekli ve yalnızca tek taraflı baş ağrısı bulunan hastalarda hemikrania kontinua gibi başka baş ağrısı hastalıkları özellikle düşünülmelidir. Yeni günlük süreğen baş ağrısı olan gençlerde ve kadınlarda migren benzeri özelliklerin daha sık görülebildiği bildirilmiştir. Migren özellikleri bulunan kişilerde depresyon da daha sık eşlik edebilir. Yaygın kaygı bozukluğu ve panik bozukluğu ağrının başlamasıyla birlikte veya sonrasında ortaya çıkabilir.
Hastalığın kesin nedeni bilinmemektedir. Yeni günlük süreğen baş ağrısının tek bir hastalık değil, benzer başlangıç biçimine sahip birden fazla durumun ortak adı olabileceği düşünülmektedir. En sık bildirilen tetikleyiciler enfeksiyonlar ve yoğun stresli yaşam olaylarıdır.
Yeni günlük süreğen baş ağrısında en sık bildirilen başlangıç olayı, çoğunlukla viral nitelikte bir enfeksiyondur. Çalışmalarda hastaların yüzde 10–30’unda baş ağrısının bir enfeksiyon sırasında veya hemen sonrasında başladığı bildirilmiştir. Tipik olarak burun akıntısı, burun tıkanıklığı, öksürük veya ateş gibi üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri düzelir; ancak baş ağrısı kalır ve sürekli hale gelir. COVID-19 enfeksiyonundan sonra da sürekli baş ağrısı gelişebildiği gözlenmiştir.
Baş ağrısı aşılamalardan sonra sık görülebilen geçici bir yan etkidir. Ancak aşının yeni günlük süreğen baş ağrısına yol açması çok nadir olarak bildirilmiştir.
Yoğun veya sarsıcı bir yaşam olayı, enfeksiyonlardan sonra en sık bildirilen ikinci başlangıç faktörüdür. Çalışmalarda hastaların yüzde 10–20’si ağrının önemli bir stresli olay sırasında veya hemen sonrasında başladığını belirtmiştir. Yalnızca yoğun stres değil, stresin sona erdiği dönem de baş ağrısını tetikleyebilir. Bu durum migren hastalarında da görülebilir. Stresli yaşam olayı sonrasında yeni günlük süreğen baş ağrısı gelişen hastaların önemli bir bölümünde geçmişte seyrek migren atakları bulunduğu görülmüştür. Bu bulgu, bazı hastalarda migrenle ilişkili biyolojik mekanizmaların rol oynayabileceğini düşündürmektedir.
Ancak stresin varlığı, baş ağrısının “psikolojik” veya gerçek dışı olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde yalnızca stresli bir olay yaşanmış olması, sürekli baş ağrısının başka nedenlerini araştırmadan bu tanının konması için yeterli değildir.
Başladığı andan itibaren sürekli olan yeni bir baş ağrısı, önemli bir uyarı işaretidir. Bu nedenle yeni günlük süreğen baş ağrısı tanısı ancak ikincil baş ağrısı nedenleri uygun incelemelerle dışlandıktan sonra konabilir.
Benzer biçimde ortaya çıkabilecek önemli hastalıklar arasında şunlar bulunur:
Bu hastalıkların bazıları tedavi edilebilir ve gecikmeleri önemli sonuçlara yol açabilir. Dolayısıyla “MR normal, o halde yeni günlük süreğen baş ağrısıdır” şeklinde hızlı bir sonuca varmak doğru değildir.
Spontan kafa içi basınç düşüklüğü çoğunlukla beyin omurilik sıvısının omurga düzeyindeki bir kaçaktan kaybedilmesiyle oluşur. Tipik olarak kişi ayağa kalktığında baş ağrısı artar, yattığında azalır. Ancak hastaların yaklaşık yüzde 8’inde ağrı pozisyonla değişmeyebilir ve yalnızca günlük, sürekli bir baş ağrısı şeklinde görülebilir. Tanıda çoğunlukla kontrastlı ve kontrastsız beyin MR’ı kullanılır. Ancak spontan kafa içi basınç düşüklüğü bulunan hastaların yaklaşık %19’unda beyin MR’ı da normal olabilir. Bu nedenle normal MR, klinik şüphe güçlü olduğunda beyin omurilik sıvısı kaçağını tamamen dışlamaz.
İdiyopatik kafa içi basınç yüksekliğinde de sürekli baş ağrısı görülebilir. Görme yakınmaları bulunmayabilir ve göz dibi muayenesindeki optik disk ödemi hafif olabilir. Beyin MR’ı ve MR venografide kafa içi basınç yüksekliğini düşündüren bulgular görülebilir. Ancak görüntüleme bulgularından bağımsız olarak bazı hastalarda belden sıvı alınarak açılış basıncının ölçülmesi gerekebilir.
Dev hücreli arterit, özellikle 50 yaşından sonra başlayan yeni baş ağrılarında düşünülmelidir. Ağrının belirli ve değişmez bir karakteri yoktur; başın farklı bölgelerinde ve farklı biçimlerde hissedilebilir.
Kronik migren çoğunlukla birdenbire başlamaz. Önceden aralıklı gelen migren atakları zaman içinde giderek sıklaşır ve sonunda ayın büyük bölümünde baş ağrısı yaşanmaya başlanır. Bu dönüşüme sık ağrı kesici kullanımı, aşırı kafein, depresyon, uyku bozukluğu, eşlik eden başka ağrı hastalıkları, etkisiz atak tedavisi ve devam eden bulantı gibi faktörler katkıda bulunabilir.
Yeni günlük süreğen baş ağrısında ise baş ağrısı sıklığı yavaş yavaş artmaz. Hasta günlük ağrısının başladığı dönemi belirgin biçimde hatırlar ve ağrı kısa sürede kesintisiz hale gelir.
Her iki hastalık da migren benzeri özellikler gösterebildiği için başlangıç öyküsü tanı açısından çok önemlidir.
Hemikrania kontinua sürekli, çoğunlukla tek taraflı bir baş ağrısıdır. Ağrının arttığı dönemlerde aynı tarafta göz yaşarması, göz kapağında şişme, burun tıkanıklığı, kulakta dolgunluk veya gözde yabancı cisim hissi gibi belirtiler görülebilir. Yeni günlük süreğen baş ağrısında sürekli tek taraflı ağrı nadirdir. Bu nedenle başka bir açıklaması olmayan sürekli tek taraflı baş ağrısında hemikrania kontinua düşünülmeli ve uygun hastalarda indometazin yanıtı değerlendirilmelidir.
Yeni günlük süreğen baş ağrısı olan hastaların %13–45’inde ağrı kesici ilaçların aşırı kullanımı görülür. İlaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısı ile yeni günlük süreğen baş ağrısının ayrılabilmesi için zaman ilişkisi önemlidir. Günlük baş ağrısı, sık ilaç kullanımından önce başlamışsa her iki tanı birlikte bulunabilir. Sık ağrı kesici kullanımı tedaviyi zorlaştırabileceği için hastanın reçeteli ve reçetesiz kullandığı bütün ilaçlar ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.
Yeni günlük süreğen baş ağrısı için özel olarak onaylanmış bir tedavi bulunmamaktadır. Bu hastalıkta kontrollü klinik çalışma da yoktur. Tedavi, ağrının kronik migrene veya kronik gerilim tipi baş ağrısına benzeyen özelliklerine göre planlanır. Migren tedavisinde kullanılan triptanlar, trisiklik antidepresanlar, beta blokerler, topiramat, valproik asit, CGRP’yi veya reseptörünü hedefleyen monoklonal antikorlar, onabotulinum toksin A uygulamaları ve sinir blokları bazı hastalarda yarar sağlayabilir. Dirençli hastalarda damar yoluyla uygulanan tedavilerin bazı kişilerde yararlı olabileceği bildirilmiştir. Hangi tedavinin seçileceği ağrının özelliklerine, eşlik eden hastalıklara, daha önce denenen ilaçlara ve yan etki riskine göre belirlenmelidir.
Bilişsel davranışçı terapi ve diğer ilaç dışı tedaviler, kronik baş ağrılarında yarar gösterebilir. Bir gün aniden başlayıp sürekli hale gelen ağrıyla baş etmek hasta için zor olabilir; depresyon, kaygı ve uyku bozuklukları tabloya eşlik edebilir. Bilişsel davranışçı terapi baş ağrısının “psikolojik” olduğu anlamına gelmez. Amaç kişinin ağrıyla baş etme becerilerini geliştirmek, ağrının günlük yaşam üzerindeki etkisini azaltmak ve eşlik eden duygudurum sorunlarını yönetmektir. İlaç ve ilaç dışı yöntemlerin birlikte kullanıldığı bireyselleştirilmiş bir yaklaşım gerekebilir.
Yeni günlük süreğen baş ağrısının seyri kişiden kişiye değişir.
Hastalığın ilk tanımlandığı çalışmada hastaların yüzde 68’inde altı ayda, yüzde 80’inde bir yılda ve yüzde 86’sında iki yılda ağrının düzeldiği bildirilmiştir. Ancak daha sonraki çalışmalar çok daha olumsuz sonuçlar göstermiş; aylar veya yıllar sonraki tam düzelme oranları yüzde 7–30 arasında bulunmuştur.
Yeni günlük süreğen baş ağrısının üç farklı seyir gösterebileceği düşünülmektedir:
Bazı hastalarda günlük ağrı tamamen kaybolmasa bile temel ağrı şiddeti azalabilir ve yalnızca aralıklı migren benzeri alevlenmeler kalabilir. Bu nedenle tedavinin başarısı her zaman ağrının tamamen ortadan kalkması anlamına gelmez. Günlük ağrı düzeyinin azalması, şiddetli alevlenmelerin seyrekleşmesi ve işlevselliğin artması da anlamlı sonuçlardır.
Daha önce günlük baş ağrısı olmayan bir kişide yeni başlayan ve ilk günden itibaren kesintisiz devam eden baş ağrısı mutlaka değerlendirilmelidir.
Özellikle ağrı:
Yeni günlük süreğen baş ağrısı, bir gün aniden başlayarak ilk 24 saat içinde sürekli hale gelen ve üç aydan uzun süren bir baş ağrısı sendromudur.
Ağrı migren veya gerilim tipi baş ağrısına benzeyebilir. Hastalığı ayırt ettiren temel özellik ağrının biçimi değil, başlangıcının açıkça hatırlanması ve başladığı andan itibaren günlük olmasıdır.
Enfeksiyonlar, COVID-19 ve yoğun stresli yaşam olayları başlangıçla ilişkili olarak bildirilebilir. Ancak hastalığın kesin nedeni bilinmemekte ve birden fazla mekanizmanın rol oynayabileceği düşünülmektedir.
Tanı konmadan önce beyin omurilik sıvısı basıncı bozuklukları, toplardamar tıkanıklığı, damar hastalıkları, dev hücreli arterit ve diğer sürekli baş ağrısı nedenleri dışlanmalıdır. Normal beyin MR’ı bazı önemli ikincil nedenleri tek başına tamamen dışlamayabilir.
Kaynaklar:
Robbins M. New Daily Persistent Headache. Continuum (Minneap Minn). 2024;30(2):425–437.